Telefon tarihçem

Türkiye'de ilk cep telefonu 1994 yılında kullanıldı. O zamandan günümüze kadar telefon modelleri hem küçüldü, hem de inanılmaz fonksiyonlar ile zenginleştirildi. Geçmişin sadece konuşmaya yarayan "tuğla" telefonlarının yerini, 1994 yılında hayal dahi edilemeyecek işlemci gücüne sahip günümüz telefonları aldı.

Geçmişe baktığımda benim kullandığım telefonların da gelişim süreci gözümün önüne geliyor. Bu nedenle kendi telefon tarihçemi yazmaya karar verdim. Telefon arşivim bir şekilde gözümün önünde dursun :) Bu arada, eski telefonları bir türlü atmaya kıyamadığımdan, buradaki telefonların bir kısmının hala dolabımda bir yerlerde olduğunu da belirteyim...

Siemens ? (1994 sonu)
"Tuğla" diye de anılan bu telefon, ilk kullandığım GSM telefondu. Aslında yandaki resimde gördüğünüz telefon bir Motorola. Bu ilk kullandığım Siemens telefonun ne modelini hatırlıyorum, ne de Siemens'in benzer bir telefonuna ait resim bulabildim. Resmini bulabildiğim en eski Siemens marka telefon 1998'e ait. Ama o tuğlanın markasını çok iyi hatırlıyorum. Resimdeki telefona çok benziyordu ama açık renkteydi.

Bu telefonu kullandım, ama satın almadım (belki de param yetmezdi o zamanlar :) ). Çok kısa bir süre çalıştığım Telsim'e ait bir şirket telefonuydu. Sokak sokak dolaşarak, yeni yeni kurulmaya başlayan baz istasyonlarının sinyal güçlerini ölçüyorduk. Dolaştığım pekçok şehirde elimdeki cihaza uzaydan gelmiş gibi bakanlar, "bu gerçekten telefon mu, herkesi arayabiliyor musun?" diye soranlar eksik olmuyordu.

Yanlış hatırlamıyorsam, SIM kartı da büyük boyutluydu. Büyük dediysem, bildiğiniz normal mini-SIM değil. Yeni bir hat aldığınızda SIM kartını kredi kartı büyüklüğünde bir kartın üzerinden kırıp çıkarmışsınızdır. İşte bu telefonda SIM'i kırıp çıkarmadan, o kredi kartı büyüklüğündeki kart doğrudan telefona takılıyordu!

Telefonun tek özelliği konuşma yaptırmaktı. GSM kapsama alanı şimdiki kadar olmadığından, sinyal olan şehirlerde, hatta o şehirlerin belirli bölgelerinde kullanılabilmekteydi...

Ericsson GH197 (1995-1997)
Bu da satın almadığım, ama sık sık kullandığım bir şirket telefonuydu. O zamanlar cep telefonu o kadar kıymetliydi ki, çalıştığım koskoca uluslararası şirket bile sadece iki tane satın almıştı. Müşteriye (genelde şehir dışına) giderken yanımıza mobil telefonu alıyor, döndüğümüzde geri bırakıyorduk. Seyahate giden çok fazla kişi olduğu için, telefonlar kapanın elinde kalıyor, zaman zaman tartışma dahi çıkıyordu.

Özellik olarak yine sadece konuşma vardı. Ekran 2 satırlı ve doğal olarak siyah-beyaz. Telefonun belleği olmadığı için, telefon numaraları SIM karta kayıt ediliyordu. En göze çarpıcı özelliği, yandaki telefon boyundaki anteniydi. Konuşurken anteni açıp daha konforlu(!) konuşuluyordu. Telefonun boyutlarını şöyle gözünüzün önüne getirebilirsiniz; 3 tane iPhone5'i üstüste koyun, enini biraz daha genişletin :)

NOT : Yazının bu noktasından itibaren, telefonların teknik özellikleri için başlıklara tıklayabilirsiniz.

Ericsson GH337 (1997-2000)
İşte bana ait ilk cep telefonum! Bu telefon, o yıllarda cep telefonu satın alanların en çok tercih ettiği telefonlardan biriydi. Dehşet yağmurlu bir günde, Eskişehir-İstanbul yolunda, üstelik de gece vakti arabamın sileceği bozulup, yolda sefil olunca, ihtiyacı anlayıp, ertesi gün gidip satın almıştım. Ödediğim miktarı günümüz parasına çevirsek sanırım dudak uçuklatır. Muhtemelen en üst düzey akıllı telefonların fiyatları ile yarışır.

Dehşet fiyatına rağmen, aldığınız özellik yine sadece konuşma ve SMS alabilme özelliği idi (gönderme değil). Yine hafıza olmadığı için SIM kart hafızası kullanılıyor, doğru dürüst bir ekran olmamasına rağmen, hiç kullanmasanız dahi pil sadece 1 gün dayanıyordu (ya da 2 saat konuşma).

Bir de o zamanlardaki GSM tarifelerini eklerseniz, nasıl o paraları vermişiz, aklım almıyor.

Motorola Timeport L7089 (2000-2003)
Eski telefonlar şimdiki gibi narin yapılı değildi. Bu telefonu alma sebebim, GH337'yi eşime vermem oldu, aslında gayet güzel çalışıyordu. İlk Motorola telefonum, daha sonraki Motorola telefonlarımı almama yol açtı. Yere atsanız hasar almayacak, inanılmaz sağlam bir telefondur. Hala bende duruyor ve biraz gücünden kaybetmiş olsa da orjinal pili ile çalışmaya devam ediyor.

Teknik özellik olarak öncekilerden fazlası, 100 adet kişi hafızası, SMS gönderebilmesi, 5 satır ekranı ve 3 bant olmasıdır. Çok aşırı konuşmazsanız, pili de 3-4 gün dayanıyordu. Üzerinde infrared port da mevcuttu. Eh, daha ne olsun? :)

Motorola C350 (2003-2005)
Renkli ekrana sahip ilk telefonum. Ancak bu telefonu alma sebebim ekranı değil, küçüklüğüydü. Motorola Timeport cebe pek sığmadığı için, sürekli belimde taşıyordum ve bu durumdan pek hoşnut değildim. O nedenle C350'yi tercih ettim. Sadece 80 gramlık bu telefon, günümüz için dahi pek minik. O zamanlar sadece telefon ve SMS özellikleri kullanıldığı için, küçük boyut daha fazla işime geliyordu.

Renkli ekran dışında, önceki telefonlarımda olmayan özellikler WAP (Internet bağlantısı) ve bazı oyunlardı. Ön ve arka kapağı kolayca çıkıyor ve değiştirilebiliyordu. 

Motorola V620 (2005-2008)
Her yeni çıkan modelde telefon değiştirme gibi bir huyum yok. Genelde telefon bozulana kadar ya da istediğim bir özellik eski telefonumda yoksa telefon değiştiriyorum. V620'yi alma sebebim de Bluetooth özelliğine sahip olmasıydı. Sürekli araba kullandığım için Bluetooth kulaklık ihtiyacı hissediyordum ve yine Motorola ile devam ettim.

İlk defa kameralı bir cep telefonu almıştım. Kamerası, 640x480 gibi muhteşem bir çözünürlüğe sahipti :) MMS de atabildiği gibi, WAP 2.0 sayesinde internete bağlanabiliyor, e-posta alabiliyordu. 1000 kişi kapasiteli hafızası, 5MB belleği o zamanlar için iyi özelliklerdi. Ayrıca çift ekranı vardı; kapağı açmadan arayanı ve diğer bilgileri görebiliyordunuz.

v620, C350'den daha ağır ve kalın olmasına rağmen, katlanabilir olması sayesinde daha az yer kaplıyordu. Eski telefonlarım arasında en sevdiğim modeldir. Hala çalışır durumda ve 2005'teki orjinal pili üzerinde olmasına rağmen günlerce bekleme modunda kalabiliyor. Motorola'nın telefonlarına diğer tüm markaların telefonlarımdan daha fazla sempatim var.

HP iPaq rw6815 (2008-2010)
Akıllı telefon olarak aldığım ilk telefon. Microsoft Windows Mobile 5.0 PocketPC işletim sistemi ile çalışan bu telefonun üreticisi HTC'dir. MiniSD ile genişleme olanağı da olan 64MB RAM, 2 Megapiksel kamera, Wi-Fi, Bluetooth, mini USB, üzerinde stereo hoparlörler gibi özellikleri mevcuttu.

Akıllı bir telefondan o zaman için isteyebileceğiniz tüm özellikleri sunan bu telefonun en büyük sıkıntısı, kalem (stylus) vasıtası ile kullanılmasıydı. Birini aramak için dahi kalemi çıkarmak zorundaydınız ve bu da hiç pratik değildi. Ayrıca PocketPC işletim sisteminin bitmek bilmeyen sorunları, cihazın sürekli kilitlenmesi ya da durduk yerde yeniden başlaması beni bezdirdi. Apple ile pek aram olmadığı için, bir sonraki maddedeki Nokia telefonu aldım.

Bu telefon da hala bende duruyor. Ancak geçtiğimiz günlerde pilinin iyice şiştiğini farkettim ve pili atmak zorunda kaldım. Pil bulabilir miyim, bir daha çalıştırabilir miyim, onu bilemiyorum.

Nokia E71 (2010-2013)
Aslında ekranı bu kadar küçük olmasa, bugün dahi rahatlıkla kullanılabilecek, son derece şık ve sağlam bir telefon. Ancak büyük umutlarla ortaya çıkan Symbian işletim sisteminin artık desteklenmiyor olması sebebi ile ne güncelleme var ne de yeni uygulamalar.

Telefon hakkında söyleyebileceğim çok fazla bir şey yok. Klavyesinin kullanımı da çok rahat. Ben daha büyük ve dokunmatik bir ekran istediğim için değiştirdim. Koleksiyonumun nadide bir parçası olarak dolabımda yerini alıyor. Teknomani'yi yazmaya ilk başladığım zamanlarda bir inceleme yazısı dahi yazmışım bu telefon hakkında.

Sony Xperia S (2013-Günümüz)
Bozulmadığı sürece değiştirmeyi pek düşünmediğim son telefonum. Güncellemelerinin geç gelmesi (artık yeni güncelleme zaten hiç olmayacak) dışında ciddi bir sorun yaşamadım. Bu da Sony'nin genel sıkıntısı zaten.

13MP kamera (ön kamera 1.3MP), HD video çekimi, çok iyi bir FM radyo, 1GB RAM, 32GB dahili depolama (arttırılamıyor) gibi özellikler benim için şimdilik yeterli. Kullanamadığım herhangi bir program yok, 4 e-posta adresimi sorunsuz yönetiyorum, ekran büyüklüğü de ne çok küçük, ne de çok büyük. Yazıyı yazdığım tarih itibarı ile 2 seneden daha uzun süredir kullanıyorum, 1-2 olağanüstü durum dışında telefonun kilitlendiğini neredeyse hatırlamıyorum. Pili gömülü olduğu için değiştirmek bazı kullanıcılar için sıkıntı olabilir. Çok şükür elim tornavida tutuyor, onu da pek mesele etmedim...

Telefon hikayem biraz zayıf kalmış olabilir, ne de olsa her yeni çıkan telefonun, ya da herkesin kullandığının peşinde koşmamak gibi bir eksiğim var (1989'dan beri Macintosh kullanan ve Apple fanatiği sayılabilecek bir kullanıcı olmama rağmen iPhone'a bir türlü ısınamıyorum mesela).

Yeni telefon maceram ne zaman olur bilemiyorum. Onu da buradan izleriz :)

Telefon tarihçem Telefon tarihçem Reviewed by Firat Tarman on Mart 19, 2015 Rating: 5

1 yorum:

  1. Bence bir sonraki telefon Iphone 7 olabilir........! :-) CO

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.