Astroloji neden saçmalıktır?

Astrologlar söylediklerinin test edilmesinden pek hoşlanmazlar. Neden hoşlansınlar?

Çalışmayan şey test edilir mi? İki veya daha fazla kişinin “astrolojik” verilerini verin bakalım, ayırd edebilecekler mi? Elde edilecek sonuçlar, olasılık hesapları ile elde edilenlerden daha iyi olmayacaktır. Astroloji ile ilgili yapılan pekçok bilimsel test, astrologların söylediklerinin basit istatistikten daha fazla doğru içermediğini göstermiştir. Bir örnek görmek isterseniz parantez içindeki (İngilizce) bağlantıya tıklayabilirsiniz (A Scientific Inquiry Into the Validity of Astrology - John H. McGrew, Richard M. McFall).

Buna rağmen onlar hala "yükselen burç", "tam doğum saati" vb. saçmalıklarla söylediklerinin doğru olduğunu ispatlama çabasındalar. Elbette bunun sebebi var. İnsanlar bazı şeylerin gerçek olduğuna inanmayı o kadar çok istiyorlar ki, onbinlerce belki de milyonlarca ışık yılı uzaktaki yıldızların ya da güneş sistemindeki gezegenlerin günlük hayatlarını, sağlıklarını hatta aşk hayatlarını etkileyeceği palavrasına inanabiliyorlar. Bu palavraları atanlar da bir güzel ceplerini dolduruyor. Tüm yayın organlarında bir bilim köşesi bulamayabilirsiniz, ama bir astroloji köşesi bulabilirsiniz.

Her ne kadar astrologlar aksini iddia etse de, astroloji, bir bilim dalı değildir. Gök cisimlerini inceleyen bilim dalları astronomi ve astrofiziktir. Astroloji, hiçbir bilimsel yöntem kullanmaz, kontrollü deneyler sonucunda elde ettiği çıkarımlar yoktur. Ne yazık ki, bilim adamlarına mal edilmiş birtakım sahte sözler ve eski yüzyıllarda astronom-astrolog ayrımının zayıf olması sebebi ile, bilim maskesi arkasına gizlenir.

Astroloji, dünyanın düz olduğuna ve evrenin merkezinde olduğuna inanılan zamanlarda ortaya çıkmış bir inançtır. Hesaplamaları Zodyak'a göre yapılır. Wikipedia'da Zodyak maddesinden kısa bir alıntıya göz gezdirelim;

"Zodyak, ekliptiğin iki yanında, aşağı yukarı 10 derece genişliğinde, içinde Güneş'in ve gezegenlerin döndüğü bir gökkubbe kuşağıdır. Ekliptik, dünyadan bakan birinin gözüktüğü şekliyle Güneş'in Yeryüzü çevresinde bir yılda çizdiği görünür yörüngesinden başka bir şey değildir; diğer bir deyişle yer-merkezli sistemin bir verisidir."

12 Burç, Zodyak'ı izleyerek oluşturulmuştur. Buradaki yıldız kümelerini izleyen eski insanlar, oluşturdukları şekilleri boğaya, balığa vb. benzetmişlerdir ve burçları oluşturmuşlardır. Halbuki bu yıldızların birbiri ile alakası bile yoktur. Biri 5 ışık yılı uzaktaysa diğeri 1500 ışık yılı uzaktadır. Bu şekiller ise sadece dünyadan bakıldığında böyle görülür. Samanyolu'nun diğer bir köşesinden baktığınızda belki de yunus burcu, düdüklü tencere burcu ve daha hayal gücünüzün yaratacağı bin çeşit burç görebilirsiniz.

Eski zamanlardan bu yana yıldızların konumunda kaymalar olmuştur. Devinme denilen bu eksen kayması dışında, dünya, galaksimizin ve evrenin içinde de hızla konum değiştirmektedir. Sonuçta, örneğin 1 milyon yıl sonra, şu anda görünen hiçbir burç gökyüzünde görülemeyecektir. Astrologlar, hemen bu kaymaya da çözüm(!) bulmuşlar ve tropikal astrolojiyi (mevsimleri temel alan) uydurmuşlardır. Artık astrolojinin temeli olan yıldızların değil, güneşin hareketleri esas alınmalıdır!

Pekçok astrolojik kaynakta Güneş ve Ay'dan da gezegen olarak bahsedilir. "Yengeç burcunun yönetici gezegeni Ay'dır" gibi. Pluton da artık gezegen sayılmadığına göre, yönetici gezegeni Pluton olanlar ne yapacak, onu da merak etmiyor değilim!

Astrolojinin en çok yararlandığı davranış biçimi "Forer Etkisi"dir. Wikipedia açıklamasını aynen yazıyorum; "bireylerin, özellikle kendileri için hazırlanmış gibi görünen ama aslında büyük çoğunluktaki insanlara uyacak kadar genel ve belirsiz kişilik betimlemelerine yüksek puan verme eğilimlerini anlatan bir gözlemdir. Bu etki, astroloji, grafoloji, falcılık ve kişilik testlerinin bazı türleri gibi yaygın olarak kabul görmüş inanış ve uygulamalar için kısmen açıklama getirmektedir. Bununla ilgili ve daha genel bir etki ise kişisel onaylamadır. Kişisel onaylama, birbiriyle alakası olmayan ya da tamamıyla rastlantısal olan iki olay, bir inanış, beklenti ya da hipotez bir ilişkilendirmeye ihtiyaç duyduğundan dolayı, ilişkiliymiş gibi algılanması durumudur. Bundan dolayı insanlar, kendi kişiliklerini algılayışlarıyla, burçlarının gösterdikleri arasında ilişki kurmaya yatkındırlar." Herhalde daha iyi açıklanamazdı!

Maalesef, bu konuda benim gibi katı düşünenler çok az. En iyi üniversitelerde mühendislik, tıp ya da bilim dallarından birinde okumuş arkadaşlarım arasında dahi "tipik yay burcuyum" veya "ben boğa ile pek anlaşamam" cümlelerini sarf edenler az değil. Zaten bunlara inanmaya hazır, ilişkisini, iş hayatını vb. bunlara göre düzenlemeye çalışan saftirikleri saymıyorum dahi.

Halkı doğru bilgilendirme görevini yapması gereken gazeteler, dergiler, televizyon kanalları, bir astrologa köşe vermeden ya da programa çıkarmadan duramıyorlar. Bazen ben bile kendimle ters düşüyorum; "Ne diye oturup teknoloji, bilim gibi az ilgi çeken konular üzerinde yazıyorsun? Aç bir astroloji blogu, salla salla yaz, nasıl olsa diğerleri de böyle yapmıyor mu?" Muhtemelen şu anda olduğundan daha fazla okuyucum olur, hatta bayağı para da kazanırım :)

Sonuç olarak söylemek istediğim şu; hiçbir şeye körü körüne inanmayın ve sorgulayın. Bilimsel yöntemleri kullanıp kullanmadığına bakın. Bugün herhangi bir astrolog çıkıp bilimsel yöntemi ile örnekleyerek, ölçerek, deney yaparak ve kullandığı yöntemi, aracı, tekniği, birimi düzgünce dökümante ederek yıldızların ve gezegenlerin insanların yaşamları üzerine etkilerini ispatlarsa, ben de bu yazıyı silip, astrolojinin ne kadar bilimsel, ne kadar önemli olduğu hakkında her ay bir yazı yayınlamayı taahhüt ediyorum. Tabii ki yapamayacaklardır, yapabilselerdi, yüzyıllar boyunca yaparlardı. O zaman, aksi ispatlanana kadar benim için astroloji saçmalıktır, şarlatanlıktır ve insanları kandırmaktır...









Astroloji neden saçmalıktır? Astroloji neden saçmalıktır? Reviewed by Firat Tarman on Haziran 08, 2014 Rating: 5

2 yorum:

  1. Fırat arkadaşın bu sitede çok değerli yazıları var.
    ona gönülden teşekkür ederim.

    Gerçek bilim insanının, bilim yaparken kaçınması gereken mevzular :
    -Ezbercilik,
    -Gelenekselcilik
    -Popülercilik , destekçisi az olan fikirlere karşı kapalılık.
    -Kendini yok saymak. ( 'kendi araştırmaların' sonucunda ulaştığın doğruları tüm dünya red etse de kendinden vazgeçmemek gerekir. )
    -Konuyla ilgili herhangi bir duygu oluşturmak ( öfke,sevinç,korku,..)
    -Ortaçağda , o zamanın bilimiyle 'kesin' olarak doğru denilen birçok şey şimdiki bilim düzeyiyle kesin olarak yanlış denildiğini unutmak ve 'yüzde yüzcü' olmak-fanatikleşmek.
    -Bilimle asla ispatlanamayacak ama var olduğunu bildiğimiz bazı şeylerin de olduğunu unutmak.
    -Nasıl ki algı sınırlarımızın dışında olan bazı sesler ve görüntüleri algılayamıyorsak aynı şekilde; belli bir aralık dışını algılayamayabileceğimizi ve bunların olmadığı anlamnını çıkarılamayacağını göz ardı etmek.
    ......

    Bunlar; şu zamanlardaki genel bilimsellik kriterleridendir.
    Bir şeyi değerlendirirken sadece zihinsel çıkarımlar-çalışmalar yapmak ( billimsellik ) gerçeğe ulaşmada ne kadar yeterli , bunu size bırakıyorum. Einstein'ın ve sezgi ile ilgili sözlerini biliyorsunuz zaten.

    Doğruları duyunca, bunlara itiraz edip hakaret yolunu tutanlara gelince ; bununla ilgili olarak Araf 179 . ayeti okumanızı teklif ediyorum. Buradan, bu okyanusa girin ve biraz kulaç atın, araştırın.

    Bazı insanların gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar, kalpleri var algılamazlar.Bu insanlara hangi delili gösterirsen göster hep bir şey bulurlar . İkna olmaları imkansızdır.

    Kalplerimizdeki bu perdeden kurtulmayı niyet edelim, açık olalım ve doğru yaşayalım.
    Samimiysek inşallah bu perdeler-mühürler kalkacak, kalbimiz ısınacak ve gerçeği yakalamada şu anki kuru bilimselliğin ulaşamayacağı bilgi seviyesine doğru yola çıkacağız.



    YanıtlaSil
  2. Merhabalar, alttaki yorumlar çok hoşuma gitti onu söylemek istedim. Konu hakkında sizin gibi bilgili değilim. Kabul ettiğim bir görüşte yok açıkcası. Ama her yorumu okuduğumda bu kişi doğru söylüyor dedim, ta ki bir sonraki yoruma kadar :D. Görüş ayrılıkları olsada böyle konuşmalar gerçekten güzel konuşmalar.
    İyi çalışmalar

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.